cableshdmi assokartsudidf sixsaw fixmywhip canada goose jacka red devil

Prof. Dr. Temel Yılmaz'ın Mesajı
Prof. Dr. Temel Yılmaz'ın Mesajı
 

Diyabet : Milenyum Hastalığı

Prof. Dr. M. Temel Yılmaz

Türkiye Diyabet Vakfı

Sağlık planlamacıları tarafından dünya tarihinde ilk kez, bir sonraki kuşağın yaşam süresinin, önceki kuşaktan daha kısa olacağı tahmin ediliyor. Çünkü yeni kuşak artık, gelişen ileri teknolojiyle orantılı olarak daha stresli, hareketsiz ve fast food ağırlıklı kötü bir yaşam modeli ile tanışıyor…

Neden diyabet global sağlık sorunu?

Diyabet, bugün dünyadaki en yaygın hastalıklardan biri. Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre, 300 milyonun üstünde diyabetli olduğu tahmin ediliyor. Hastalığın son yıllardaki çok yüksek artış hızı nedeniyle; DSÖ sonunda diyabeti “salgın” (epidemi) olarak tanımladı. 1996 yılında Birleşmiş Milletler’de (BM) tarihinde dördüncü kez (sıtma, tüberküloz ve AIDS) bir hastalığı salgın olarak kabul edip, uluslararası sağlık otoritelerine hastalıkla mücadele çağrısında bulundu. (BM daha önce sırasıyla; sıtma, tüberküloz ve AIDS için çağrıda bulunmuştu).  

Diyabet, ülkemiz de son on yılda tüm tahminlerin ötesinde % 90-100 arasında artış göstermiş, 2000 yılında % 7.6 olan erişkin toplumdaki sıklığı bugün % 14’e çıkmıştır. Çalışmalar ülkemizde 9 milyon diyabetli olduğunu, 40 yaş üstü nüfusun dörtte birinin diyabet riski ile karşı karşıya geldiğini göstermektedir.

Diyabet, kaynağını 21. yüzyılın gündemimize getirdiği yeni hayat modelinden almaktadır. Hareketsiz bir yaşam tarzının yaygınlaşması, hazır gıdaların daha çok tüketilir olması, öğün zamanlarının kısalması gibi faktörler bu yeni yaşam modelinin en çarpıcı özellikleridir. Bu yaşam tarzı obesiteyi, yüksek tansiyonu, diyabeti ve kalp hastalıklarını hızlandırmaktadır.

Neden diyabet bu kadar önemli?

Diyabet vücutta insülin hormonu eksikliğine ya da yokluğuna bağlı olarak kan şekeri yüksekliği, çok su içme, sık idrara çıkma, halsizlik, yorgunluk, görme bulanıklığı gibi bulgularla ortaya çıkar.

10 yılın üzerinde diyabetli olan ve tedavisini yetersiz veya düzensiz sürdüren diyabet hastalarının yarısından çoğu kronik böbrek yetmezliği, görme kaybı, dolaşım bozukluğu nedeniyle kalp sorunları ve ekstremite (kol-bacak) kayıpları ile karşılaşmaktadır. 

Dünyada ilk sıralardaki ölüm nedeni olan hastalıklar içinde yer alan Kalp Damar Hastalıkları, Kronik Böbrek Yetmezliği, Beyin Damar Hastalıkları ve İnme, 20 yaş üstü körlük ve trafik kazası dışındaki bacak ampütasyonlarının bir numaralı hazırlayıcı nedenidir.

Komplikasyonlar geliştikçe hastalığın tedavisi zorlaşmakta, yaşam kalitesi ve süresi azalmakta, tedavi maliyetleri katlanarak artmaktadır.


Diyabetin belirtileri, daha önce ağız kuruluğu, zayıflık, çok su içme, sık idrara çıkma olarak kabul edilmekteydi. Oysaki daha sonra yapılan çalışmalarla görüyoruz ki; aslında diyabetin bu bulguları ortaya çıkmadan önce başlayan ve 10-15 yıl süren bir sessiz bir dönemi var. İşte bu dönem, hiçbir semptom vermiyor ve gizli şeker (glikoz intoleransı) olarak adlandırılıyor.

Artık biliyoruz ki, açlık kan şekerinin normal olduğu 10-15 yıllık gizli şeker sürecinde de tokluk kan şekeri yüksekliği de vücutta, özellikle de damar siteminde bozukluklara neden olmaktadır. Bu dönemdeki kişilerin üçte ikisinde hipertansiyon, kan yağları yüksekliği ve obezite gelişmektedir.

Kimler daha riskli?
Uluslararası kabul edilen kriterlere göre, açlık plazma şekeri 100’ün üzerinde olan herkes diyabet açısından risklidir, 126 mg/dl ve üzerinde ise diyabetlidir. Ya da tokluk plazma şekeri veya günün herhangi bir saatinde ölçülen bir şeker 140 mg/dl’ın üzerinde ise o kişi diyabet açısından mutlaka risk taşır. Bu kişilerde şeker yükleme testi (oral glukoz tolerans testi) yaptırarak gizli şeker olup olmadığı saptanmalıdır. Günün herhangi bir saatinde ölçülen plazma glukozu 200 mg/dl ve üzerinde ise kişi diyabetlidir.
Diyabet açısından riskli grubun erken tanısı için 45 yaş ve üzerindeki herkes, özellikle fazla kilolu kişiler değerler normal çıksa dahi, mutlaka 3 yılda bir glukoz yükleme testi ile veya tokluk kan şekeri ile incelenmelidirler. 45 yaş altında fazla kilolu kişilerden aşağıdaki ek risk faktörlerinden en az biri olanlarda diyabet açısından daha erken yaşta tetkik olmalıdırlar: sedanter hayat, 1. dereceden akrabalarında diyabetli olması, kan yağlarında yükseklik, kan basıncı yüksekliği, 4 kg üzerinde doğum yapan anneler veya hamilelik (gestasyonel) diyabeti saptanması, damar hastalığı hikayesi olması, insülin direnci ile ilgili bir klinilk tablo olması (polikistik over gibi), tabii ki daha önce gizli şeker saptananlar veya açlık kan şekeri diyabetik sınırlarda olmasa da yüksek olanlar.
Diyabeti, mutlaka diyabet öncesi dönemde yani gizli şeker döneminde veya erken klinik dönem denilen henüz ortaya çıktığında saptamak gereklidir. Çünkü diyabet öncesi dönem ve yaşam kalitesini etkileyecek düzeyde oran bozukluğunun ortaya çıkmadığı şikayetsiz dönem denilebilecek toplam yaklaşık 10-15 yıllık süre gözönüne alındığında yaygın olarak görülen Tip 2 diyabet çok sinsi seyreden bir hastalıktır. Gerek Türkiye gerekse dünyada diyabetin hızlı artışı düşünüldüğünde bu dönem büyük önem kazanmaktadır. 
Unutmamak gerekir ki, diyabetin önlenebileceği tek dönem erken ve henüz hastalığın belirti vermediği dönemdir.
Diyabeti Durduralım! Projesi neyi hedeflemekte?
Diyabet bilincine sahip olmak, öncelikle diyabeti fark etmek ve sonrasında diyabeti tanımakla mümkündür. Diyabeti Durduralım! Projesi, bu bilinci oluşturmak için 3 yıl boyunca Türkiye’nin her bölgesinde çocuklardan gençlere, ailelerden hekimlere, medyadan devlet kurumlarına kadar herkese seslenecek programları hayata geçirecek.
Programların ana konuları;
-Hamilelerin diyabetten korunması için bilgilendirme çalışmaları,
-İlkokul çağındaki çocukların iyi yaşam alışkanlıkları kazanmalarına yönelik bilgilendirici çalışmalar,
-Diyabet hastası çocukların yaşam kalitelerini yükseltmek için çalışmalar,
-Üniversite öğrencilerinin sağlıklı yaşam ve doğru beslenme alışkanlıkları kazanmalarına yönelik çalışmalar,
-Çalışan kitlenin sağlıklı yaşam ve beslenme alışkanlıklarını benimsemelerine yönelik çalışmalar,
-Aile içerisinde sağlıklı yaşam alışkanlıklarının oluşmasına yönelik çalışmalar,
-Toplumu spor ve egzersiz yapmaya teşvik edecek çalışmalar,
-Türkiye genelinde diyabet hastalarının arasında diyaloğun geliştirilmesi; bilgi, deneyim paylaşımı ve diyabet eğitim okullarının yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmalar.
Bu proje bir anlamda ülkemizde insanların yaşamını giderek daha olumsuz etkileyen 21. yüzyılın gündemimize getirdiği yeni hayat modeli ile mücadele programıdır.